tr2 keyboard_arrow_down
keyboard_arrow_left Tüm Haberleri Görün

Son Haberler

19 Sep, 2022 /
Erol Özmandıracı
Nefes Alıp Veren Bir Deneyim “42 Maslak”
Erol Özmandıracı'nın özel olarak kaleme aldığı Nefes Alıp Veren Bir Deneyim 42 ...
19 Sep, 2022 /
Bengisu Akbulut
132 Yıllık Bir Uykuya Var Mısınız?
Bengisu Akbulut, cinsiyet eşitsizliği konusu hakkındaki düşüncelerini Digital Netw...
15 Sep, 2022 /
Ahmet Yanıkoğlu
Klasik Ofis Kavramı Tarihe Karışıyor
Ahmet Yanıkoğlu, dijital dönüşümün klasik ofis kavramı üzerindeki etkilerini Di...
13 Sep, 2022 /
Prof. Dr. Ali Hepşen
Gayrimenkulün Hanehalkı Açısından Önemi
Gayrimenkulün Hanehalkı Açısından Önemi konusunu Prof. Dr. Ali Hepşen Digital Net...
12 Sep, 2022 /
Mustafa Akdoğan
Atıl Mülkler Nereye Gidiyor?
Mustafa Akdoğan'ın DNA'ya özel kaleme aldığı yazısı Atıl Mülkler Nereye Gidiyo...
Ersun Bayraktaroğlu, PwC Türkiye
/ 20 Jun, 2022
keyboard_arrow_left Tüm Haberleri Görün

YENİ DENKLEMİN YENİ TRENDLERİ


PwC olarak Türkiye’deki 40. yılımızı Konda ile birlikte yürüttüğümüz ve 250 üst düzey yöneticinin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz bir çalışma ile kutluyoruz. Bu yazımda söz konusu araştırmanın sonuçlarını gayrimenkul/inşaat sektörü açısından yorumlamaya çalışacağım. Raporun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Yeni Denklem uzun zamandır kendini hissettiriyordu. Pandemi ile artık geri dönülmez bir şekilde kurulmakta olduğunu hissediyoruz. 36 yıllık kariyer sahibi olarak ben bile bu yeni denklemin kendi çalışma düzenimi şimdiden “olumlu yönde” etkilemeye başladığını hissediyor ve bundan mutluluk duyuyorum. Çalışma hayatına yeni başlayanların, bu yeni denklem içine doğanlar olarak çok daha hızlı bir şekilde değişimi gerçekleştireceklerine ve onu bugünden düşünemediğimiz çok daha farklı yerlere evireceklerine inanıyorum.

Önce Araştırmanın Ana Hatlarına Bakalım

Araştırma katılımcılarının %62’si dünyanın teknoloji sektörünün öncülüğünde gelişeceğini düşünüyor.

Katılımcılar önümüzdeki 10 yıl içinde teknolojinin hayatımıza etkisinin pozitif olacağını, bilginin yaygınlaşacağını ve sağlık sistemlerinin olumlu yönde gelişeceğini düşünürken gelir dağılımının daha da bozulacağından, küresel bazda ekonomik dengelerin olumsuz yönde değişeceğinden ve iklim değişikliğinin etkisinden endişe ediyorlar.  

Katılımcıların %81’i dijitalleşmenin ülkemiz gelişiminde çok önemli rol oynayacağında hemfikir. Önümüzdeki 10 yılda hem Türkiye’de hem de dünyada dijitalleşmenin çok önemli rol oynayacağını düşünen araştırma katılımcıları dünyada dijitalleşmenin ardından sırasıyla yapay zekanın, tıp ve genetik teknolojilerinin, ESG ve sürdürülebilirliğin, girişimciliğin ve eğitimin önümüzdeki 10 yılda dünya gelişiminde önemli rol oynayacağını düşünüyorlar. Türkiye için ise yine dijitalleşme başta olmak üzere liste şu sıra ile devam ediyor: Girişimcilik, eğitim, ESG ve sürdürülebilirlik, tıp ve genetik teknolojileri ve yapay zeka.

Katılımcılar bir şirketin gerek finansal gerekse sosyal anlamda başarı elde edebilmesi, işverenine güvenen ve ona sadık bir çalışan topluluğuna bağlı olduğunun altını çizip şirketlerin bu kapsamda mevcut resmi doğru analiz ederek çalışan memnuniyetinin sağlamalarının önemli bir unsur olduğunun altını çiziyorlar. Çalışma düzenine ilişkin olarak araştırma katılımcılarının %80’i uzun ve tekil kariyer sayısının azalacağını, proje bazlı çalışanların artacağını söylüyor. Katılımcılara göre tüm dünyada beyaz yakalı çalışanların ofis alanları hibrit ve uzaktan çalışma alışkanlıkları sebebiyle yarıdan aza düşecek ve çalışanla ortaklık sistemi tüm iş dünyasında artacak.

Türkiye’de yenilenebilir enerji kaynaklarının çoğalıp yaygınlaşacağını düşünenler toplam katılımcıların %42’si. Bunun dünyada artışı beklentisi ise %82’sinde hakim. Araştırmaya katılanlar %87 oranında ESG konularının dünyanın gelişiminde önemli bir rol oynayacağını söylerken Türkiye için bu öngörü %54 düzeyinde.

Yeni Denklemde İnşaat/Gayrimenkul Sektörü İlişkisi

Aslında araştırmada çıkan sonuçlar hiç de şaşırtıcı değil. Teknoloji ve bu sayede erişimi kolaylaşan bilginin yarattığı ortamın her şeyi görünür ve karşılaştırılabilir kılmasının getirdiği “gerginlik” yanında bence bu gerginliğin toplumu ulaştıracağı yeni “demokrasi” anlayışı; iş-özel hayat şavaşında yine teknoloji sayesinde “denge”ye ulaşma ihtimali; yeni neslin alışkanlıkları ile oluşan yeni dengede hayata bakışın değişmesi, sahip olmaktan çok kullanabilme yaklaşımının getirdiği paylaşılabilirlik; özellikle pandemide yaşadığımız izolasyon sürecinde önemi çok daha açık bir şekilde anlaşılan doğayla barışık olmak ve açık alanların önemi gibi kavramlar her sektör gibi inşaat/gayrimenkul sektörünü de etkileyecek kuşkusuz. Başlangıçta geniş balkonlu, bahçeli ev anlayışı olarak hızlı bir şekilde pazarlanan anlayışın kısa zamanda çevreye duyarlı, karbon emisyonu düşük, basit ama konforlu, yatay, dingin ve gelişen ulaşım altyapısı ile bir noktadan çok çevreye yayılmış bir hale dönüşeceğini bugünden görmek hiç de zor değil.

Gelecek Trendleri araştırması, yöneticilerin ekonomi ve iş dünyasının kendi iç dinamikleriyle değişeceği kanaatinde olduklarını gösterirken sektörel sınırların yavaş yavaş kaybolmaya başladığını da teyid ediyor.  

Katılımcılar kendilerine sorulan “Dünya hangi sektörler öncülüğünde gelişecek?” sorusuna sırasıyla teknoloji, bilgi ve iletişim teknolojileri, enerji, altyapı ve doğal kaynaklarla başlayan aşağıdaki şekilde bir cevap veriyorlar. Aynı soruya Türkiye açısından cevap veren aynı katılımcılar Türkiye için tercihlerinde bazı farklılar ortaya koyuyorlar. Dünya ve Türkiye için tablo aşağıdaki gibi:



Kaynak: Yeni Denklemin Yeni Trendleri

Bu iki tabloda oluşan farklılık araştırmada aynen şu şekilde ifade ediliyor: “….Bu bulgulara göre katılımcılar Türkiye için dünyaya paralel olan ve olması gereken üzerinden öngörüde bulunmak yerine günümüzdeki mevcut durumun ve var olan sektörel önceliklerin devam edeceğini öngörüyorlar…”

Araştırmada ortaya çıkan durumun son derece doğru ve mantıklı bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Dünyada son sıraya koydukları “inşaat ve mühendislik” ile sondan üçüncü sıraya yerleştirdikleri “gayrimenkul” sektörlerinin ülkemiz için halihazırdaki hızı ile önümüzdeki dönemde de gelişime katkı sağlayacağı düşünülerek “inşaat ve mühendislik” 4. sıraya, “gayrimenkul” ise 12. sıraya yerleştirilmiş. İlk 12’de yer alan sektörlerin tümü aslında gayrimenkul ve inşaatla da yakından alakalı. Belki de katılımcılar gelişeceğini düşündükleri bu sektörlerin gayrimenkul/inşaatla alakasını da gözeterek vermişlerdir kararlarını.

Sonuç olarak ben de çok katılıyorum araştırmada ortaya çıkan sonuçlara: gayrimenkul ve inşaat belki en önde ve ağırlıkla akla geldiği gibi konut ve yol/köprü olarak değil ama katma değer yaratan diğer sektörlerin en önemli destekçisi rolü ile daha uzun yıllar ülke kalkınmasında çok önemli bir rol oynayacak gibi.


**Bu yazı Ersun Bayraktaroğlu tarafından Digital Network Alkaş için özel olarak kaleme alınmıştır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılmaz.

İşlem Devam Ediyor, Lütfen Bekleyiniz
Loading...