tr2 keyboard_arrow_down
keyboard_arrow_left Tüm Haberleri Görün

Son Haberler

22 Nov, 2022 /
Ersun Bayraktaroğlu
Çevresel, Sosyal, Kurumsal Yönetişim (ESG), Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği ve Gayrimenkul Dünyası
Ersun Bayraktaroğlu'nun DNA'ya özel kaleme aldığı yazısı yayımlandı.
21 Nov, 2022 /
Aret Vartanyan
Doğanın Kurallarından İş Dünyasına Hayatta Kalmanın Özü: Çeviklik
Aret Vartanyan, kurumsal dünyada çevikliğin önemine değindiği ve Digital Network A...
15 Nov, 2022 /
Tunç Berkman
Yetenekli Çalışanlar ve Sessiz İstifa
Yetenekli çalışanları, değişime ayak uydurmayan firmalarda tutmak mümkün mü, bu...
07 Nov, 2022 /
Bengisu Akbulut
Kurumsal İletişimin Vazgeçilemeyen Çocuğu: PR
Bengisu Akbulut'un Kurumsal İletişimin Vazgeçilmeyen Çocuğu PR isimli blog yazısı...
27 Oct, 2022 /
Mustafa Akdoğan
İlana Güven(me) Meselesi
Mustafa Akdoğan'ın İlana Güven(me) Meselesi isimli blog yazısı yayında!
Aret Vartanyan
/ 05 May, 2021
keyboard_arrow_left Tüm Haberleri Görün

Yeni Dünya’da İnsan ve Yaşam

Yeni Dünya’da İnsan ve Yaşamı Anlamak için Zaman Tükendi

Gündemimiz yapay zeka, robotlar, magazinsel gelecek senaryoları


Gerçeğimiz anlayarak gelecekte var olabilmek ya da olamamak

Bu satırlara sığmayacak bir başlık Yeni Nesil İnsan. Bu başlığın alt kırılımları : Kadın, erkek, yaşlı, genç, androjen, kimlikli, kimliksiz, android… Bu alt kırılımların da alt kırılımları… Çünkü artık 3 yıl bir kuşak. Üniversitede öğrendiklerim artık yok. Aynı evin içinde 7 yaşındaki çocukla 10 yaşındaki çocuk ayrı dünya.

Artık yeni bir şeyler söylemek lazım. Transhümanizm, Singularity gibi kavramlar hayatımıza girerken, geleceğimizi dizayn ederken dikiz aynasına bakarak yürüyemeyiz.

Ben çocukken annem geceyarısı bana üç kuruş parasını yatırarak yarım ekmek bir sandviç hazırlar yanına da kakaolu, muzlu, bademli kocaman bir bardak süt içirirdi. Bana nasıl bir zarar verdiğini şimdi biliyor ama o zaman çocuğunun güçlü, sağlıklı olması için bildiği yol oydu.
O zamanlar gençler evlendiklerinde ölene kadar başka bir eli tutmayacaklarına, hiç ayrılmayacaklarına söz verirlerdi. Bugün de veriliyor ancak fark şu: O zamanlar o sözü verirken inanıyorduk. Ya şimdi? O zamanlar sevgilimizin mesajlarını merak edeceğimiz, uykumuzun kaçacağı Instagram yoktu? Olsa olsa eşimizin ceplerini karıştırır, bir şeyler bulmaya çalışırdık.




İdeolojiler, yaklaşımlar, felsefe, psikoloji, ilahiyat, sanat … Yaşayan her varlığın her saniye değiştiği yaşamda gelmekte olanı, yeni nesil insanı her şeyden önce anlamaya çalışarak yaşamın hemen her alanındaki yeni kodları çözmek zorundayız. Bugün kredi kartı kabul etmeyen kaç esnaf ayakta kalabilir, bugün telefonunun şarjı bittiğinde ne hissediyorsun? Dedemin böyle bir endişesi yoktu.
İşin gerçeği kimse yarını net olarak öngöremiyor ancak açığa çıkmış, deneyimlenmiş, netleşmiş alanlar, başlıklar var. Örneğin hemen hemen hiç kimse gelecekte akıllı telefonların daha fazla hayatımızı yönetmeyeceğini ya da geçmişteki iletişim koşullara döneceğimizi söyleyemez.

Dijital dönüşümün bir balon olduğunu söyleyebilecek birisi çıkar mı? Internet üzerinden satışa inanmıyoruz, daha çok mağaza açalım diyen bir tekstilci? Ya da uluslararası göçlerin yavaşlayacağını iddia edebilen olur mu? Bugün kim klimasız otomobil sahibi olmak ister? Bugün kaç kişi navigasyon desteği olmadan yola çıkmak ister? Farkında bile olmadan değişiyoruz. İşlerimizi sürdürebilmek için artık görüntülü konferans programlarını kullanmayı öğrendik. Öğrenmesek ne olurdu? Öğrenmek, uyum sağlamak zorundayız.




Siyah beyaz, iyi kötü, dualite… Ütopya ya da Distopya… Bu kadar keskin mi gerçekten? Ying Yang, Rahim ile Rahman, bir olma hali. Her kötülüğün içinde iyilik, her iyiliğin içinde kötülük bulunma hali.
Netleşen, kesin olan bazı şeylere gelince…
Şu anda görünenin aksine merkeziyetçilik azalacak, farklılıkların birlikteliği güçlenecek. Bireyselliğini bilen ancak ‘ben’den ‘Biz’e geçebilmeyi becerebilen nesillerle tanışmaya başladık. Bugün dünyanın en büyük ülkesi Facebook. Babil gibi.

Bildiklerimizde direnmek yerine bilmediklerimizi kabul etmek. Annemin hala bazı yeniliklere direnmekte zamanı var ancak ben onun yaşına gelmeden benim o lüksüm olmayacak. Korkmak, endişelenmek, reddetmek yerine mutlak doğrunun olmadığını, gerçeğin bakıldığı açıya göre değiştiğini kabul ederek sevgi ve iyi niyetle yaşamamız gerekenleri değil, inandıklarımızı, yaşamak istediklerimizi yaşamak.









 
İşlem Devam Ediyor, Lütfen Bekleyiniz
Loading...